Ana Sayfa | Haberler | Üye Firma Ol | Kişisel Üye Ol | Fuar | Gazete | Basında Biz | Basın
e-posta: şifre:  
Giyim
Ayakkabı / Çanta (7)
Çocuk (2)
Mücevherat (3)
Optik (1)
Takı / Aksesuar (9)
Yetişkin (5)
Yiyecek
Cafe / Tatlı / Pasta (25)
Fast Food (40)
Restoran (7)
İçecek
Gazlı İçecek (3)
Su (4)
Ürün
Arıtma Sistemleri (1)
Banyo Mobilyaları (1)
Bebek - Çocuk (4)
Bilgisayar Sarf Malzemeleri (4)
Bisiklet - Motosiklet (2)
Elektronik / Telefon (13)
E-ticaret Platformu Satışı (1)
Ev Gereçleri (3)
Ev Tekstili (2)
Gıda (8)
Güç Üniteleri (1)
Hijyen (2)
İnşaat / Yapı (2)
Isıtma / Soğutma / Havalandırma (1)
Kapı Pencere (2)
Kitap / Müzik / Video (2)
Kozmetik (8)
Mobilya (11)
Mutfak (2)
Mutfak Ekipmanları (1)
Otomat (10)
Otomotiv / Yedek Parça (7)
Oyun / Eğlence (1)
Oyuncak / Hediyelik (5)
Sağlık (6)
Spor ve Spor Malzemeleri (1)
Tekne / Yat (1)
Temizlik (5)
Yapı Malzemesi / Hırdavat (10)
Zücaciye (4)
Hizmetler
Araç / Bakım / Onarım (7)
Araç Takip Sistemleri (1)
Beyaz Eşya (1)
Bilişim (2)
Çocuk - Eğlence (4)
Danışmanlık (8)
Dijital Baskı (1)
Eğitim / Dershane (8)
Elektrik (1)
Fuar Sektörü (1)
Gayrimenkul Danışmanlığı (20)
İletişim (1)
Kargo (1)
Kuru Temizleme (7)
Lojistik (2)
Medya (1)
Nano Teknoloji (1)
Raf Sistemleri (1)
Reklam (1)
Rent A Car (1)
Sigorta (1)
Spor Merkezi / Sağlık / Güzellik (11)
Telekomünikasyon (12)
Temizlik (4)
Turizm (1)
  Usta nasıl olunur?
 
Kırk yıl önceye gidiyorum. Özellikle sanata dayalı işlerde ilkokul beşinci sınıfı bitiren çocuklar ailelerinin seçtikleri iş yerlerine götürülür, ustaya teslim edilir, teslim edilirken para pul konuşulmaz, çocuğun yanında ebeveynler ustaya, “Al bakalım eti senin kemiği benim” atasözüyle teslimatı yapardı. Çocuk yetenekleri doğrultusunda gösterilen sanatı ya çabuk öğrenir veyahut başarısız olurdu. Başarılı olanlar öğrenimleri sırasında yani çıraklıklarında yaptıkları her hatanın bedelini en azından kulakları çekilerek ya da azarlanarak bazen de hafif yollu dayaklarla öderlerdi. Çırak için ustası anne ve babasından daha kıymetli, daha saygılıydı. Zira ilerde evine götüreceği ekmeğin, kısacası kazanacağı paranın ana kaynağı öğreneceği sanatıydı. Evdeki aile bireyleri de çocuğu böyle motive ederlerdi.

Bu çocuklar zaman içerisinde yeteneklerine paralel olarak ya iş sahibi olurlar ya da emekli oluncaya kadar işçi olarak çalışırlardı. O tarihlerde erkek sanat mektepleri, öğretmen okulları ve hemşirelik okulları devreye yeni yeni girmeye başlamışlardı. Bu okulları maddi sıkıntı çeken ailelerin çocukları birinci derecede tercih ederler zira biran önce hedefledikleri ekmek paralarını kazanıp hayatlarını garanti altına alacaklarını bilirlerdi.

Oysa II. Dünya Savaşı’ndan sonra dünya her alanda kimsenin hayal edemeyeceği bir hızla değişim ve gelişim sürecine girdi. Bu süratli yaşam trafiğine ayak uydurabilmek için yeni tarzlar, metotlar geliştirildi. Yüksek okullar oluşturuldu. Bu okullar hepimizin bildiği çeşitli alanlarda mevzunlar verdi. Eh bu mevzunların istihdamı için sürekli yeni açılacak iş yerlerine de ihtiyaç olduğunu hatırda tutmak lazım.

İş yerleri profesyonel ocaklardır. Burada amaç ve hedef tektir. Para kazanmak. Doğru ürün doğru ekiple elde edilir. Yani kritik noktalarda acemiye yer yoktur. Bakın iş alanlarına eleman arayanların yüzde 95’i deneyimli personel ister, deneyimli olmanın iki basit yolu var:

1- Okul yıllarında kırk yıl önceki gibi tatil dönemlerinde okuduğu branşla ilgili çalışma (Bugün maalesef çocuklarımız çalışma yerine tatil yapıyor).
2- Tatbikatlı, laboratuarlı yüksek öğrenim (bunun hemen hemen hiçbir branşta maalesef gerçekleşmediğini görüyoruz, çünkü yeni mezun elektrik mühendisi kontrol kalemi tutmasını bilmiyor, makinacı anahtarlardan doğru dürüst anlamıyor) kısacası ezbere dayalı eğitim sonucunda maalesef bir iş müracaatı dilekçesi bile yazmayı bilmeyen yüksek okul diplomalı yüzlerce gencimiz var. Burada kimler kusurluysa lütfen paylarını düşenleri yapsınlar.

Şimdi ne oluyor:
Bu diplomalı acemiler işe girmek için müracaat yaptıklarında ilginç olan iki yanıtı sizlere aktarayım.

a- Ne iş verirseniz yaparım.
b- Kaç para vereceksiniz?

Durum çok vahim. Her şeyi yapan hiçbir şeyi doğru dürüst yapamaz; işveren iş öğreteceği adamdan üste para almak ister. Kısacası yıllar öncesi ile bugünün arasındaki fark burada. Birazda sizler düşünün bugünkü toplam kalitesizliğin sırrı allameyi cihan olsanız çırak olunmadan usta olunmaz.

M.Salih SİPAHİ

 
Copyright © Bayim Olur musun?
Telefon: +90 212 465 65 45 · Faks: +90 212 465 74 17
IDTM Blokları A3 Blok Kat: 1 Yeşilköy / İstanbul
(Atatürk Havalimanı Karşısı)

knight online anti ekşi sözlük mustafa binici morinek design oyunmac